Aracınızı anında satın, paranızı nakit alın!

Volkswagen otomobil markası, yeni Beetle araba modeli ile efsanevi Kaplumbağa ruhunu devam ettirebiliyor mu? Yoksa bu sadece son yılların modası olan retro akımından faydalanma çabaları mı? Bugün iki otomobili bir araya getirdik ve bu sorunun cevabını birlikte bulacağız.

Adolf Hitler’in verdiği emirlerin doğruluğu yanlışlığı birçok platformda tartışıldı ve tartışılmaya da devam edecektir; fakar kendisinin 1933 yılında Ferdinand Porsche’ye halk için bir otomobil üretmesi emrini verdiğini biliyor muydunuz?

1938 yılında tanıtılan ilk Beetle araba modeli ya da yaygın adıyla Kaplumbağa, bu emre uygun olarak tasarlanmıştı. İki yetişkin ve üç çocuk için yeterli yaşam alanına sahip, hava soğutmalı ve arkada yer alan bir motorla donatılmış, mekanik olarak az sorun yaratacak şekilde üretilmişti. Zamanla günün şartlarına göre geliştirilen otomobil Meksika’da 2003 yılına kadar üretilmeye devam etti.

Üretilen Beetle sadece Almanya’da değil dünyada inanılmaz bir kitle edindi kendisine. Hitler’in üretim emrini verdiği otomobil, savaş karşıtları tarafından da çok sevildi. Tam 70 yıl boyunca çok küçük ve bir kısmı da yasalar tarafından mecbur bırakıldığı için geçirdiği değişiklikleri saymazsak hep aynı formda üretilen bir otomobilden bahsediyoruz.

Bugünse bizim elimizde karşılaştırmak için iki tane Volkswagen Beetle bulunuyor. Biri 1965 model 1200, diğeri ise 2018 model olan Beetle 1.2 TSI.

İki otomobili yan yana koyduğumuzda halef selef olduklarını anlamamak imkânsız. Kaplumbağa’nın karakteristik tasarım özellikleri olan yuvarlak hatlar, sütunlardan dışarıda duran çamurluklar korunmuş. Tabii ki 2018 yılına uyum sağlayacak şekilde modernize edilerek... Ön ve arkada bulunan krom tamponlardan ise basamaklar ile birlikte vazgeçilmiş. Ön farlar yine yuvarlak ve çamurluklarda yer alıyor. Stoplar da yine çamurluklarda yer alıyor ama 1965 yılında üretilen modelde kullanılanlara göre çok daha büyümüş olarak.

Görsel: newspress.co.uk

Kabine geldiğimizde ise ufak tefek ayrıntılar bize eskileri hatırlatabiliyor. Örnek vermek gerekirse, gövde renkli kapı içleri ve orta konsol 2013 yılında da karşımızda duruyor. İki kollu ince direksiyon simidi ise günümüz şartlarında hiç de ergonomik olmadığı için üç kollu olan ile değiştirilmiş. Koltuklar daha konforlu, yaşam alanıysa çok farklı değil dersek yanlış olmaz.

İlk Volkswagen Beetle, arkadan motorlu, arkadan itişli olarak tasarlanmıştı. Yeni Beetle ise bundan vazgeçmiş ve önden motorlu, önden çekişli olarak üretiliyor. Her iki motor 1.2 lt olsa da aralarında ciddi farklar bulunuyor. 2013 yılında kullanılan TSI teknolojili motor 105 bg üretirken 1965 yılında atmosferik, dört silindirli, karbüratörlü ve hava soğutmalı motordan sadece 40 bg elde edilebilmiş. 175 Nm’lik tork ise 88 Nm’lik 1965, 1200’ün neredeyse iki katı. 1965 yılında üretilen modelde 1.2 lt’lik motorda silindir başına iki supap kullanılırken günümüze geldiğimiz hacim ve silindir sayısı korunurken supap sayısı 16’ya yükselmiş. Günümüz şartları göz önünde bulundurulduğunda bu artış gayet normal.

Görsel: newspress.co.uk

Peki ya kullanım? Aralarında dağlar kadar fark olsa da ikinci nesilde es geçilen bazı özellikler üçüncü nesilde unutulmamış. İlk Volkswagen Beetle pratik bir kullanıma sahip bir arabaydı. Sportif bir iddiası yoktu. Direksiyonu kendisinden beklenmeyecek kadar da yumuşak. Kullanım sırasında tek sıkıntı, pedalların merkezlerinin yukarıda değil aşağıda olması. Bugüne geldiğimizde ise yeni Volkswagen Beetle’da da o pratik kullanım korunmuş. Üstelik sportif tatlar da eklenerek... Direksiyon, hisli ve bahsettiğimiz sportif tatların yoğunlaşmasına yardımcı oluyor.

Görsel: volkswagen.com

Peki yazının başında sorduğumuz soruya geri dönelim. Volkswagen Beetle, iyi bir retro mu? Yoksa sadece bir pazarlama taktiği mi? İki soruyu da cevaplandıralım hemen. Evet Beetle iyi bir retro. Bir Kaplumbağa’nın içinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Hitler’in verdiği ilk emre de uygun olduğu söylenebilir. Ayrıntılarıyla eski günlere selam çakan bu otomobil, aynı zaman sadece bir pazarlama taktiği olarak da görülebilir. Yeni bir model yaratıp, insanların bu modele alışması da beklenebilir. Volkswagen’in tıpkı daha önce Bora modeli ile deneyip çok da memnun kalmadığı gibi... Fakat herkesin bir şekilde bir hikayesi olduğu Beetle ya da Kaplumbağa adını kullanmak herkesin ona bir sempati duymasını da sağlayabilir. Beetle’ın, bu ismin arkasına saklanmasına ihtiyacı yok. Çünkü oldukça iyi bir otomobil. Ama yine de maça 1-0 önde başlamak hiç de fena olmaz değil mi?

 

İlginizi çekebilecek haberler

otomag

BMW’ler Amerikalılara küçük geldi

13.03.2015
otomag

3 kotalı Huracan!

31.12.2014
otomag

Küçük Hyundai i20, artık daha konforlu

12.09.2015
Popüler Hizmetler
© 2026 otoplus, Tüm Hakları Saklıdır