Şehir efsanesi dendiğinde aklınıza ilk anda arabalar gelmese de araba sektöründe veya arabalarla genel anlamda içli dışlı olanlar artık bu şehir efsanelerini duymaktan bıkmıştır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak birçoğu artık duyulmasa da eskiden beri süregelen, hala inanılan ve bu şekilde şehir efsanesi haline gelmiş birçok araba hikayesi günümüzde de ağızdan ağıza dolaşmakta. Birçoğu ilk bakışta zararsız görünen bu araba hikayeleri, aslında dolaylı olarak zarar verebilen birer şehir efsanesine de dönüşebilir. Şöyle ki; bu şehir efsanelerinden birine inanarak aslında istemediği bir arabayı alan, gereksiz yere servis ve bakım masrafına giren veya tam tersini yapan birileri mutlaka çıkabilir. Peki, birer şehir efsanesi haline gelen bu araba hikayelerini siz de merak ediyor musunuz? Eh, bu yazıyı okuduğunuza göre ettiğinizi varsayıyoruz. İyi okumalar.
Görsel: istockphoto.com
Büyük Arabalar Kaza Anında Her Zaman Daha Güvenlidir
Tehlike anında daha büyük objelerin içinde olma fikri mantığa uygun görünebilir ama bu tam olarak doğru değildir. Avustralya’da bulunan Monash Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre bu şehir efsanesinin aksine arabanın ağırlığının, güvenlik açısından sanılandan çok daha az önem teşkil ettiğini ortaya konmuştur. Genelleme yapacak olursak, ağırlık açısından daha hafif araba modelleri genellikle daha lüks sınıflarda veya kendi sınıflarındaki ortalamanın üstünde olduğundan güvenlik açısından daha gelişmiş donanımlarla üretilmektedir. Yani kulaktan kulağa dolaşıp şehir efsanesi haline gelmiş büyük arabalar daha güvenlidir söylemi, gerçeği yansıtmayan bir araba hikayesinden daha fazlası değildir.
Görsel: istockphoto.com
1 Beygir Gücü Yetişkin Bir Atın Gücüne Eşittir
Birçok insan yetişkin bir atın gücünün bir beygir gücüne eşit olduğuna inanıyor olabilir fakat bu da bir diğer şehir efsanesinden başka bir şey değil. Bu şehir efsanesinin çıkışı olan araba hikayesine göre, James Watt ürettiği buhar makinelerini satarken müşterilerinden biri eğer bu makineler bir at kadar güçlü ve çevik değilse onları satın almayacağını söyler ve biraz inanılmaz gelse de müşteri bulabildiği en güçlü at ile Watt’ın makinelerini yarışa sokar. Durumdan önceden haberi olan Watt, attan daha güçlü bir motor üreterek yarışı kazanır. Sonraları terim haline gelen “beygir gücü”, 746 Watt’a eşdeğer olup, yetişkin bir at ise 14 beygir gücüne denk gelmektedir.
Görsel: istockphoto.com
Motor Yağı Her 5000 km’de Bir Değiştirilmelidir
Teknolojinin gelişmesi ile artık şehir efsanesi haline gelen motor yağı konusu, bizlere üreticilerinin ve motor yağı reklamlarının mirasıdır. Eski araba modellerinde kullanılan motor yağları, kirlenmeye ve artık oluşturmaya yatkın olduklarından 5000 km’de bir yapılan yağ değişimleri ile motorların hasar görmesi engelleniyordu. Günümüzde üretilen modern araba modellerinin hemen hepsi ise bu durumun aksine yağ değiştirmeden 15.000 km kullanılabilme özelliğine sahip. Bu nedenle, aracınızın kullanım kılavuzunda da yazan yağ değişim önerilerini dikkate alarak hem çevreyi korumaya yardımcı olabilir hem de gereksiz masraftan kaçınabilirsiniz.
Görsel: istockphoto.com
Soğuk Motorlar Sürüşten Önce Isıtılmalıdır
Motorlar soğudukça daha düşük verimle çalışır dediğinizi duyar gibiyiz ama bunun arabanızı kullanmaya başlamadan önce motoru ısıtmanızla pek de alakası yok. Bu durum, en başta benzin israfına yol açar. Araba motoru boşta iken çalıştırıldığında, temel olarak en düşük güç modunda çalışır. En düşük güç modunda çalışan araba motorları ise minimum ısı üretirler ve haliyle hedeflediğiniz motor ısısına ulaşamaz, zaman harcar ve boşa benzin tüketmiş olursunuz. Bu araba hikayesinin çözümü ve motorun hızlı ve düzenli bir şekilde ısınmasını isterseniz ise en sağlıklı yol arabanızı kullanmak olacaktır.
Görsel: istockphoto.com
Motor Ayarı Arabanın Ömrünü Uzatır
Arabanızı uzun süre kullandıktan sonra artık yorulduğunu ve ilk zamanlarındaki kadar verimli olmadığını düşünebilirsiniz. Hatta arabaların 150.000 km’den sonra değiştirilmesi gerektiğini anlatan şehir efsanesini bile duymuş olabilirsiniz. Eski arabalar üretildikleri zamanın teknolojileriyle donatıldıkları için zaman zaman motor ve karbüratör ayarlamalarına ihtiyaç duyabiliyordu. Fakat gelişen teknolojiyle birlikte modern arabalar, sahip oldukları bilgisayarlar ve sensörlerle her türlü değişikliğe ve ayarlamaya imkan sağlamakla birlikte takip olanağı da sunmaktadır.
Görsel: istockphoto.com
4 Çeker Arabalar Kar Lastiğine İhtiyaç Duymaz
İnanması zor olsa da böyle bir şehir efsanesi maalesef var ve bu efsaneye inananlara göre 4 çeker arabalar kışın kar lastiği kullanımına ihtiyaç duymuyor. Kullandığınız arabanın 4 çeker olması, kaygan bir buzun üstünde sizi olası kazalardan koruyacak ekstra bir avantaja sahip olduğu anlamına gelmiyor. Yani eğer siz de kış lastiğine ihtiyaç duymadığınızı düşünüyorsanız umarız kötü sürprizlerle karşılaşıp bu şehir efsanesinin aslında yanlış olduğunu bizzat öğrenmiş olmazsınız.
Bazıları eski zamanlarda doğru olup da gelişen teknoloji ile günümüzde geçerliliği kalmamış, bazıları çok da bilgili olmayan bir insanın ortaya attığı bir fikirle ortaya çıkmış ve bazıları da nereden geldiği belli olmayan arabalar hakkında uzun zamandır ortalıkta dolaşan birçok şehir efsanesi vardır. Biraz araştırma, biraz öğrenme isteği ve biraz da çaba ile hem arabalar hakkında gerçek bilgilere ulaşabilir hem de bu tarz araba hikayelerine kulak asmazsınız. Keyifli sürüşler.



