Bugüne kadar şeridinde kalan, kendi kendine fren yapan arabalara şahit olduk. Bu sürecin doğal gelişimi ise elbette tamamen kendi kendini sürebilen otomobiller olacak. Otomobil endüstrisi bu konuyu bir hayli ciddiye alıyor. ITS (Akıllı Taşımacılık Enstitüsü)’nin yaptığı bir araştırmaya göre otonom sürüş market hacminin önümüzdeki 5 yıl içinde 33.89 milyar dolar büyümesi bekleniyor.
Geçtiğimiz Ağustos ayında Amerika’daki Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE), otonom sürüşün geleceği ve uygulanabilirliği üzerine bir panel düzenledi. Southern California Üniversitesi’nde düzenlenen panelde; sürücüsüz araç teknolojisi, yasa ve tüzükler konusunda 5 bilim insanı otonom sürüşün adaptasyonu ile ilgili karşı karşıya olunan önemli konuları tartıştı.
Uzmanların fikir birliğine vardığı nokta, otonom sürüş teknolojisinin 2030 yılında yaygın bir şekilde kullanılıyor olacağı yönündeydi. Fakat hala üzerinde düşünülmesi gereken bazı hususlar olduğu konusunda da hemfikirlerdi.
IEEE panel ile birlikte, yeni gelişen bu teknolojiye karşı genel düşünceyi anlamak adına büyük bir anket de düzenledi. Ankete hem enstitü çalışanları hem de organizasyonun Facebook ve Twitter takipçileri katıldı. Sonuçlara göre insanlar gelişen bu yeni teknolojiye karşı hala biraz endişeliler.
Sayılar yalan söylemez
Anketi cevaplayanların %70’i çocuklarının okula sürücüsüz bir araçla gitmesini tercih etmeyeceklerini söyledi. Buna ek olarak katılanların çoğu otonom sürüş için gerekli olan teknolojilerin, özellikle sensör yazılımlarının, biraz daha geliştirilmesi gerektiğini, ancak o zaman güvenli olarak benimsenebileceğini düşünüyor. Katılanların çoğu bu yeni teknolojiyi işlerine gitmek için kullanacaklarını söylerken, uzmanlar daha basit ve gündelik işlerde kullanılabileceğini söylüyor. Belki de otonom çöp toplama araçlarını yakın zamanda yollarda görmeye başlarız.
Ankette kafalara takılan bir başka konu ise otonom sürüşle kontrol edilen bir otomobilin kaza yapması halinde kimin sorumlu olacağı. Katılan insanların geneli aracın sahibi yerine üretici firmanın sorumlu olması gerektiğini düşünüyor. Fakat bu noktada otomobilin yükümlülüğünün kime ait olduğu sorusu da akla geliyor. Tamamen kendi kendini yönetebilen bir otomobilin yasalar nezdinde sorumlusu kim olmalı?
Uzmanların ve normal kullanıcıların ortak görüşü ise bu teknolojinin pazara daha hızlı girmeye başlayacağı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konuda başı çekeceği. Japonya ve Almanya ise Amerika’dan sonra bu teknolojiyi kullanmaya başlayacak ülkeler olarak düşünülüyor.
Geleceğe Sürüş
IEEE’nin panelindeki bir diğer konu ise otonom sürüşün gerçek olabilmesi için gereken iletişim teknolojilerinin önemiydi. Araba ile araba (V2V) ve araba ile altyapı (V2I) arasındaki iletişim ne kadar doğru ve hızlı olursa, otonom sürüşün o kadar güvenli olacağına inanılıyor. Halihazırda kullanılan otomobiller arası iletişim teknolojilerinin (Wi-Fi ve benzeri kısa mesafeli iletişim yöntemleri) geliştirilmesi gerekiyor. Böylece otomobiller birbirleriyle çarpışmaktan kaçınmayı öğrenebilirler. V2I teknolojisi ile de otomobiller trafik ışıklarında yeşil yandıktan sonra harekete geçmek yerine ne zaman yanacağını bildikleri ışığa göre hareket edecekler. Sensörler sürücülerin kör noktalar veya dikkatsizlik sebebiyle göremedikleri yerlerde de devreye girerek sürüşü daha güvenli hale getirecek.
Öyle ya da böyle, kendi kendini yönetebilen güvenli otomobiller bir noktada hayatımıza girecek. O zaman geldiğinde arkamıza yaslanıp arabalarımızı otomatik pilota alarak yolun keyfini süreceğiz…
Panel hakkında daha fazla bilgi için IEEE’nin websitesini ziyaret edebilirsiniz: https://www.ieee.org/index.html.


