50’lerin başına kadar gerçekleşen trafik kazaları için doktorlar tarafından sıkça kullanılan bir terim vardı: Direksiyon kazası. Direksiyon kazasının anlamı ise hızla yol alan bir arabanın ani bir şekilde yavaşlamaya başlamasıyla oluşan güç ile araba içindeki yolcular için çarpma ve darbe ile sonuçlanmasıydı.
Yine bu dönemde, emekli endüstri mühendisliği teknikeri olan John W. Hetrick, eşi ve kızıyla birlikte bir kır gezisine çıkmıştı. Arabada seyir halindeyken karşılarında büyük bir taş belirdi. John W. Hetrick, taşa çarpmamak ve kaza yapmamak için direksiyonu aniden kırdı, aracın yolunu değiştirdi. Ancak araç hendeğe düştü. Bu sırada arabanın içinde eşiyle birlikte küçük kızlarının bu etkiyle arabanın camına ya da konsoluna çarpmaması için seferber oldular ve onu geriye doğru tutmayı deneyerek küçük kızlarını korumaya çabaladılar.

Görsel: istockphoto.com
Bu kaza, John W. Hetrick ve ailesi için çok üzücü bir deneyim anlamına gelse de Hetrick’in aklında bir fikir oluşmasına yardımcı oldu. Direksiyon kazalarını önleyebilecek, özellikle kaza anında yolcunun kafasını çarpmasının etkisini kıracak bir icada ilk adımı attı. Çözümü ise arabanın yolcu kısmında bulunan torpidoya bir bez koymaktı. Şişirilebilir olan bu bez çarpmayı önleyecek ya da etkisini azaltacaktı.
Birkaç yıl süren çalışmasının sonucunda John W. Hetrick projesine patent almayı başardı. Bu icat, şimdilerde hava yastığı (airbag) olarak bildiğimiz teknolojinin temelini oluşturmaktaydı. Ancak günümüzde kullandığımız hali, henüz daha icat edilmemişti.
1968 yılına baktığımızda ise karşımıza elektromekanik hava yastığı patentinin alındığı çıkıyor. Allen Breed, bu sisteme “sensör ve güvenlik sistemi” ismini vermişti. Çalışmalarının öne çıkan yönü ise çarpışma algılama teknolojisiydi. Allen Breed, makine mühendisiydi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelen yıllarda Birleşik Devletler’in Illinois eyaletinde yer alan Northwestern Üniversitesi’nden en yüksek dereceyi alarak mezun oldu. Mezuniyet sonrası RCA için çalışmaya başladı. 1957’de ise Waltham Engineering şirketini kurdu. 1961 yılına geldiğimizde, ABD ordusu için geliştireceği güvenlik ve silahlandırma cihazlarının çalışmaları için Breed Corp’u kurduğunu görüyoruz. Bu dönemle yaptığı çalışmalar, elektromekanik otomotiv hava yastığı sisteminin temellerini oluşturdu çünkü çalışmaları zamanlama ve sensör teknolojisi üzerindeydi. Askeri çalışmalarını böylece daha geniş bir alanda hayata geçirmeyi başarmış oldu.
Fakat Breed’in bu süreçte yakaladığı başarıyı kolayca kazandığı söylenemez. Otomotiv dünyası için yepyeni bir isim olmayan hava yastığı teknolojisi umursanmıyordu. Bu nedenle kabul görmesi de oldukça uzun bir zaman aldı. Bu dönemde Allen Breed, sayısız ret cevaplarını “hayır” olarak görmemeye kararlıydı.
Breed’in icadının ilk versiyonu “ikincil yaralanma” olarak bilinen bir sonucu da doğuruyordu. 1991 yılında şişirilmiş çantanın sertliğini azalttı ve ortak bir patent elde etti. Böylece yolcuların hava yastığı ile temas ettiği anda çarpma dışında oluşan ikincil yaralanmalar da önlenmiş oldu. Breed, zamanla şirketini emniyet kemeri gibi otomotivdeki diğer güvenlik sistemlerini kapsayacak şekilde genişletti ve bu şirket Key Safety Systems olarak anılmaya başlandı. Bu şirket ile temeli atılan Anahtar Emniyet Sistemi teknolojileri şimdilerde 300’den fazla otomobil modelinde hala daha aktif olarak kullanılmaya devam ediyor.

Görsel: istockphoto.com
Peki bizim bildiğimiz airbag (hava yastığı) teknolojisi tam olarak nasıl çalışıyor?
İlk adımda arabanın aniden yavaşlaması yer alıyor. Araba, çarpışma anında süratle hızını kaybediyor.
Güvenlik sisteminde yer alan ivme ölçer isimli sensör arabanın hızında oluşan ani yavaşlamayı saptıyor.
Hava yastığı güvenlik sisteminin çalışması için ivme ölçerin belirlediği yüksek bir sınır var. İvme ölçerin tespit ettiği yavaşlama bu hızdaysa hava yastığı devresi, ısıtma elemanı üzerinden akım geçirmeye başlıyor. Üzerinden geçen akım sayesinde ısıtma elemanı kimyasal bir patlayıcıyı ateşliyor. Hava yastığı da tam olarak bu noktada açılmaya başlıyor. Patlayıcı yandığında sıkıştırılmış yastığa zararsız bir gaz doluyor ve bu gaz naylonun şişmesini sağlıyor.
Bu gaz ile hava yastığı oldukça hızlı bir şekilde şişiyor. Çarpışmadan yaklaşık 20 milisaniye sonra devreye giren hava yastığı sistemi devreye girişinden 10 – 20 milisaniye sonra tamamen açılmış oluyor. Yani çarpışmadan sonra hava yastığının açılması bir saniye bile değil.
Hava yastığının yanında yer alan küçük delikler sayesinde içe dolan gaz yavaşça dışarı atılmaya başlar. Araba tamamen durana kadar, gazın tamamı da yavaşça tahliye edilmiş olur.



