Dijital çağ artık hayatımızın her anında kendisini hissettiriyor. 2000’li yıllardan itibaren gelişim hızı gittikçe artan dijital inovasyon ve üretim sayesinde, o günlere dek bilimkurgu adledilen bir çok teknoloji, hemen her gün bir şekilde bizlerle. Bir zamanlar kitaplarda ya da filmlerde geleceğin teknolojisi olarak yer alan cep telefonu, tablet ya da LED televizyonlarımız bugün hayatlarımızın sıradan objeleri haline gelmiş durumda.
Geçmişte olduğu gibi bugün de geleceğe dair öngörüler, hayaller, planlamalar ve üretimler ortaya koyuyoruz. Geleceğin yollarında görmeyi beklediğimiz arabalar da insanlığın bu mesaisinde oldukça fazla yer tutuyor. Yakıt ve araç motor teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde hemen her yıl birkaç adım ileri sıçrayarak ilerleyen otomobil endüstrisi sonuçlarını önümüzdeki yıllarda görmeyi umduğumuz projeleri hayata geçiriyor. İlerici teknolojileri ile özellikle çevre ile barışık arabalar ortaya koymaya çalışan otomobil üreticileri, fütüristik tasarımlarıyla da bizlere keyifli bir gelecek çiziyor. Biz de bu keyifli gelecekten küçük bir kesit için geçtiğimiz yıllarda beğeniye sunulan ve bazıları günümüzde nadir de olsa yollarda görülebilen fütüristik araba tasarımlarının yer aldığı araba modellerinden beşini sizler için derledik.
Görsel: newspress.co.uk
Chrysler Portal Minivan
Fütüristik araba kavramı için minivan’lar sıkıcı bir konsept gibi geliyor değil mi? Ancak CES 2017'de tanıtılan Chrysler Portal, Y Kuşağı’nı hedefleyen yeni tarz bir minivan. Chrysler Portal bugün pazarda bulunan minivan’ların çoğundan daha küçük ve kentsel yaşam tarzına iyi uyabilecek bir araba isteyenlere yönelik tasarlanmış. İç mekanda bir minivan’dan beklediğiniz gibi ferah olan Portal, ileri teknolojiye sahip sürüş sistemleriyle geleceğin gerçekten ilginç olacağını gösteriyor.
Tamamen elektrikli ve kendi kendine sürüş sistemine sahip Chrysler Portal’ın aküsü tam şarjla 250 kilometreden fazla menzile sahip ve pilleri sadece 20 dakikada tam olarak şarj edilebiliyor.
Görsel: newspress.co.uk
Portal ayrıca, otomobil üreticilerinin gelecekte tüm araçların sahip olması gerekeceğine inandığı tüm yüksek teknoloji özelliklere de sahip. Bunlar arasında otomatik sürüş özelliği, araçtan altyapıya iletişim ve yolcular için iç mekan kameraları gibi özellikler mevcut. Etkileyici teknolojilerden biri de “Kişisel Ses Alanı”. Bu özellik sayesinde sürücü ve yolcu kendi müziklerini, seslerde hiçbir örtüşme ve karışma olmadan dinleyebiliyor. Arabaya dair tüm sürüş seçenekleri yüz tanıma teknolojisi ile kayıt altına alınarak özellikler ailedeki her sürücü için otomatik olarak ayarlanıyor.
Görsel: newspress.co.uk
Mercedes Benz BIOME
İşte karşınızda Mercedes Benz tasarımcılarının gelecek hayali Biome Car! Henüz bir hayal olmasına karşın gerçeğe dönüşmesi hiç de çılgınca gözükmeyen geleceğin arabası Biome Car konsepti ilk keşfedildiğinde, bir araba hattı yerine bir laboratuvarda üretilmesi fikri şaşırtıcıydı. Bu fikri şaşırtıcı kılan ise kelimenin tam anlamıyla teknolojinin yeşerttiği tohumlardan üretilen Bio Fiber’nin arabanın ana malzemesi olması.
Görsel: newspress.co.uk
Mercedes’in fütürist tasarımcılarının hayallerini süsleyen Bio Fiber kolayca yetiştirilerek hem üretim hem de yedek parça için doğa dostu ve ucuz malzeme tedariği sağlıyor. Maalesef Bio Fiber şimdilik bir hayal. Biome Car gerçeğe döndüğünde, BioNectar4534 adı verilen bir yakıt gücüyle çalışacak, ancak Bio Fibre gibi henüz o da mevcut değil. Bu yakıtın tamamen biyolojik olarak parçalanabilir olması ve zararlı gazlar çıkarmaması düşünülüyor.
Mercedes Benz Biome teknolojinin tüm yeniliklerini konseptinde barındırıyor. Arabanın çatısı şeffaf organik güneş hücrelerinden oluşuyor ve bu, aracın içinde iklimi kontrol etmeye yardımcı olurken multimedya bileşenlerini ve fanları çalıştırmak için kullanılan enerjiyi üretiyor

Görsel: newspress.co.uk
Kia Pop
İklim değişikliği son yıllarda bilimsel tartışmaların merkezinde yer almakta. Küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğu konusunda varılan fikir birliği, fosil yakıtları kullananlar yerine elektrikli arabalara olan odaklanmanın artmasına yol açtı. Kia Pop, bu odaklanmanın sonucu olarak elektrikli otomobil teknolojisindeki en önemli gelişmelere ev sahipliği yapıyor.

Görsel: newspress.co.uk
Dikdörtgen şekilli yan camlar ve ön menteşeli kapılar ile krom renkli, üç metre uzunluğundaki ve üç koltuklu POP konsepti, bizlere otomobil tasarımının gidebileceği yönlere dair ipuçları veriyor. Tasarım ekibi, POP’u yaratmak için sınırların kırılması ve ilhamın otomotiv dünyasından farklı alanlardan alınması gerektiğini vurguluyor.
Kia POP konsepti, 50 kW güç ve 190 Nm tork değerine sahip bir elektrik motoruyla çalışıyor. Kompakt lityum polimer jel pillerle beslenerek yaklaşık 160 kilometre tek bir şarjla gidebiliyor.

Görsel: newspress.co.uk
Tesla Model S
Bir zamanlar bilimkurgu adledilenlerin gerçeğe dönüştüğüne dair en güzel kanıtlardan biri, içerisine oturduğunuzda size daha önce filmlerde gördüğünüz uzay gemilerinden birinin kokpitindeymişsiniz gibi hissettiren Tesla Model S. İlk olarak 22 Haziran 2012'de piyasaya sürülen, tamamen elektrikli, beş kapılı, lüks bir tam boy sedan olan Model S birkaç yıldır piyasada ancak geliştirilmeye devam ediyor.

Görsel: newspress.co.uk
Tesla kısa bir süre önce, tüm güncel Model S sedanlarına otomatik sürüş sistemi ekledi. Bu sistem temel olarak, aracı sürerken şerit yardımı, hız koşullarını eşleştirme ve önünüzdeki trafik sorunlarına karşı sizi uyarma gibi konularda size yardımcı olabilecek tüm özelliklere sahip. 150 km/s ortalama hızla yaklaşık 400 kilometre yol yapabilen ve 100 km/s hıza yaklaşık 2.8 saniyede ulaşabilen Model S, kullandığı motor teknolojisine ek olarak iç tasarımıyla da geleceği bize bugün yaşatan arabalardan.

Görsel: newspress.co.uk
Hyundai Le Fil Rouge
Hyundai nihayet 2018 Cenevre Uluslararası Otomobil Fuarı'nda yepyeni Le Fil Rouge konsept otomobilini tanıttı. Yeni konsept otomobille, Güney Koreli otomobil üreticisi bize gelecekteki tasarım dilinin bir izlenim veriyor. Şirket bu ilerici arabanın, tasarım misyonunun dört temel unsur arasındaki uyumu ile tanımlandığını söylüyor: Oran, mimari, stil ve teknoloji. Bu bağlamda, yeni Hyundai Le Fil Rouge konsept otomobil; uzun dingil mesafesi, büyük tekerlekler ve kısa çıkıntılar ile elde edilen sportif akıcı bir duruşa sahip.

Görsel: newspress.co.uk
Hyundai, teknoloji bölümü için Le Fil Rouge konseptinin uçak tasarımlarından ilham aldığını söylüyor. Hyundai, konsept tamamında ahşap ve yüksek teknoloji ürünü kumaşlardan yoğun bir şekilde yararlanırken haptik teknolojisiyle birleştirilmiş panoramik bir ön cam ve tavan bütünlüğü malzeme konseptinin geleceğine de ışık tutuyor.



