Aracınızı anında satın, paranızı nakit alın!

Görsel: newspress.co.uk

Formula 1 Efsaneleri - Ayrton Senna
Formula 1’in, otomobil yarışlarının Wimbeldon’ı olduğunu söylersek pek yanılmış olmayız. Zira yüksek sosyetenin varlığı, yarışların zorluğu ve mücadelenin her yarışta bambaşka seviyelere taşınması Formula 1’i otomobil yarışları arasında en zarif konuma sokuyor ve bu benzetmeyi kuvvetlendiriyor.

Ancak Formula 1’i bugün bu kadar çekişmeli yapan sadece muazzam yarış arabaları değil. Ücretleri milyonlarca doları bulabilen araçlar, her yarışta bırakın saniyeleri, saliselerle oynayan pit ekibi şüphesiz ki Formula 1’in en önemli faktörlerinden biri. Ancak tüm bu harcamaların ve emeklerin değmesi ve temsil edilen markanın liderliğe doğru yükselmesi için her takımın ihtiyacı olan efsane bir Formula 1 pilotu.

Formula 1 pilotu olmak belki o kadar zor olmayabilir ama efsane bir pilot olmak kesinlikle oldukça zor. Biz de bu serimizde sizlerle efsane Formula 1 pilotlarının hayat hikayelerini ve başarılarını paylaşmak istiyoruz. 

Serimizin ilk konuğu, 1984-1994 tarihleri arasında Formula 1 yarışlarına getirdiği karizma, hız tutkusu ve azim ile rüzgarlar estiren bir isim: Ayrton Senna. 

Ayrton Senna da Silva 21 Mart 1960’da doğdu. Zengin bir Brezilyalı aileye doğan Senna, erkek kardeşi ve kız kardeşi ile oldukça ayrıcalıklı bir çocukluk yaşadı. Asla para için yarışmaya ihtiyacı yoktu ancak yarışa olan derin ihtiyacı, babasının dört yaşındayken ona hediye ettiği minyatür bir go-kart ile başladı. Çocukluğunda Ayrton'un hayatının en önemli noktaları, Formula 1 kahramanlarını televizyonda izleyebildiği Grand Prix sabahlarıydı. 13 yaşında ilk kez bir kart yarışına katıldı ve kazandı. Sekiz yıl sonra İngiltere'de tek kişilik yarışa katıldı, üç yıl içinde beş şampiyonluk kazandı. O zaman evli olan Ayrton eşinden boşandı ve Formula 1’ e odaklanmak ve en iyi yarışçı olmak adına işini bıraktı. Senna’nın Formula 1 hayatı 1984'te Toleman'la ilk çıkışıyla başladı. Monako'daki yarış sırasında yağan korkunç yağmura rağmen sansasyonel bir şekilde ikinci olması spor dünyasına yepyeni bir yıldızın doğduğunun işaretini verdi. 

Toleman'ın kaynaklarının sınırlı olması Senna’nın giderek yükselen hırsı için yetersizdi. Senna kendi sözleşmesini satın aldı ve 1985'te Lotus’un çatısında yarışmaya başladı. Üç sezon boyunca altı yarış kazandı. Lotus'un sınırlarına ulaştığını fark etmesinden sonra devam edilecek en iyi takımın McLaren olduğuna karar verdi. Senna 1988'de McLaren takımına dahil oldu ve altı sezon boyunca 35 yarış ve üç dünya şampiyonluğu kazandı.

1988 yılında, McLaren-Honda 16 yarıştan 15’ini kazandığında Senna, ilk sürüş unvanını almak için takım arkadaşı Alain Prost'u yedi galibiyetini bir farkla aştı. Bu olaydan sonra en büyük ittifaklardan ikisi, en kötü şöhretlerden biri olarak tanınmaya başlandı. 1989 yılında Prost, Suzuka’da Senna'yı yenerek unvanını geri aldı. 1990 yılında Senna, Suzuka'nın ilk virajında intikamını aldı ve Prost’un kullandığı Ferrari’yi geride bıraktı. Tüm bu mücadeleleri Senna’nın takıntısını büyütmeye devam etti ve tarihteki en büyük pilotlardan biri olma isteği onu kemirmeye başladı. Senna’nın Formula 1’deki son yıllarında en büyük performansları McLaren takımı ile geldi ve ardından 1994 sezonunda Williams'a taşındı.

Görsel: newspress.co.uk

Pistteki başarısı bir yana, Senna karizması ile de Formula 1 tarihinde önemli bir isim. Dış görünüşü, sesi ve etkileyici konuşmasıyla Senna’nın karizması kısa sürede medya tarafından fark edildi. Hatta dönemin diğer sürücülerinin bile Senna’nın çekiciliğinin karşısında büyülendiği söyleniyor. Ancak her ne kadar çekiciliği ve başarıları ile hayranlarının ve takımının yüzünü güldürse de yarış esnasında içinde bitmek bilmeyen kazanma isteğinin onu pistte neredeyse kontrolsüz derecede sürmesine sebep olduğunu gördükçe herkes Senna’nın hayatı hakkında endişelenmeye başladı. 

Kimine göre Senna yarış esnasında tam bir deli gibi sürüyordu. Sürüş teknikleri bir süre sonra eleştiri yağmuruna tutulmaya başlandı. Senna'nın, yaşamaktan çok kazanmak odaklı sürdüğü ileri atıldı. Ancak iplerin kopmaya başladığını işaret eden olay, Senna’nın bir din bulduğunu ifade etmesiyle oldu. Prost ve diğerleri, Senna’nın co-pilotu olarak Tanrı’nın oturduğunu düşünen bir deli olduğunu söylüyordu. Senna da zaman zaman çok ileri gittiğini itiraf etti. 1988 Monaco Grand Prix’in eleme turları sırasında bilincini kaybettiğini belirten Senna, yarış esnasında giderek hızlandığını ve ani bir farkındalık ile kaza yapmaktan kurtulduğunu belirtiyor. 2 saniye daha geç fark etmiş olsaydı kendini ne kadar büyük bir tehlikeye atacağını fark eden Senna o olaydan sonra hızını azaltarak pit stopa gidiyor ve o gün bir daha dışarı çıkmıyor. 

Ne yazık ki herkesin korktuğu başına geldi. 1 Mayıs 1994'te, San Marino Grand Prix'de,  Williams ile kıyasıya mücadele sırasında Senna Imola pistinden çıktı ve Tamburello köşesinde beton duvara çarptı. Milyonlar, televizyonda olanları gördü ve Senna olay yerinde hayatını kaybetti. Sao Paulo’da düzenlenen devlet töreninde tabutu taşıyan isimler arasında ezeli rakibi ve eski dostu Alain Prost ve Frank Williams da vardı. Frank Williams’ın cenazede söylediği şu sözler sanıyoruz ki Senna’yı oldukça iyi anlatıyor: "Ayrton sıradan bir insan değildi. Aslında arabadan daha büyük bir adamdı."

İlginizi çekebilecek haberler

otomag

Araba Kiralarken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

08.02.2018
otomag

Benzine beklenen indirim geldi

15.10.2015
otomag

Formula 1 Meksika GP: Rosberg zafere ulaştı

02.11.2015
Popüler Hizmetler
© 2026 otoplus, Tüm Hakları Saklıdır