Teknolojinin ilerleyişini en net görebildiğimiz sektörlerden biri şüphesiz otomotiv sektörü. Teknoloji, tasarım ve yenilik üzerine kurulmuş otomotiv dünyasının her yeni teknolojik buluş ile gelişmeye devam ettiğini gözlemleyebiliyoruz.
50 yıl önce hayali kurulan uçan arabalar henüz hayatımıza tam anlamıyla girememiş olsa bile filmlerde gördüğümüz sürücüsüz araba teknolojisi tahmin ettiğimizden uzak değil. Elbette bu teknolojinin çok daha güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi sunacağı bir gerçek ancak bu teknoloji en çok engelli sürücüler ve yaşlılar için faydalı olacak. Sizin için gündemden düşmeyen sürücüsüz araba teknolojisini tüm detayları ile inceledik.
Görsel: istockphoto.com
Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesinden Beslenen Bir Devrim
Sürücüsüz arabaların yakın gelecekte fiziksel ve zihinsel engele sahip bireylerin toplum içerisinde ulaşım imkanını tamamen değiştirmesi bekleniyor. Günümüzde büyük bir oranda engelli bireyler araç kullanabiliyor ancak görme engeli bulunan bireyler en basit market alışverişini yapmak ya da dışarıda gezmeye çıkmak için bile lojistik sınırlamalarla karşılaşıyor. Ulaşım imkanının zorlaşması, iş sahibi engelli vatandaşların oranlarında düşüşe sebep oluyor. Sürücüsüz arabalar, engelli vatandaşların ulaşımda karşılaştıkları bariyerleri yıkarak çok daha rahat bir şekilde hareket etmelerini sağlayacak bir teknoloji olarak görülüyor.
Sürücüsüz araba devriminin en büyük besin kaynağı ise yapay zeka teknolojisi ve makine öğrenmesi. Peki yapay zeka teknolojisi ve beraberinde gelen makine öğrenmesi tam olarak nedir? Kısaca bahsedelim…
Görsel: istockphoto.com
Makine öğrenmesi ve yapay zeka teknolojisi nedir?
Yapay zeka teknolojisi ilk olarak 1956 yılında geliştirilmeye başlandı. Yapay zeka teknolojisi, insan kusurlarını sıfıra indirmeye yönelik geliştirilen sayısal bir akıl örneği. Bu sistem ile yapay zekaya sahip makine ve robotlar insanlar gibi çevresini tanımlayabiliyor ve biriktirdiği veriler ile en karışık strateji, sistem ve işlem gerektiren konularda hızlı ve hata oranı minimize edilmiş sonuçlara ulaşabiliyor.
Makine öğrenmesi teknolojisini ise yapay zekanın bir alt sistemi olarak tanımlayabiliriz. Makine öğrenmesi sistemi ile yapay zekaya sahip makineler kendi mantığını oluşturmaya başlar. Bu mantığın gelişmesi, yazılan bir bilgisayar kodundan değil yapay zeka sistemine tanıtılan veriler aracılığıyla olur. Makine öğrenmesi sistemi hakkında basit bir örnek vermek gerekirse 100 adet araba görseli tanıtılan bir yapay zeka yazılımı sonradan önüne sunulan görsellerden arabaları tanımlayabilir hale geliyor.
Kısacası makine öğrenmesi sistemi otomotiv sektörü ile entegre edildikçe birbirinden farklı ihtiyaçlara sahip engelli sürücülerin trafikte hiç olmadığı kadar bağımsız olmalarını sağlayacak bir ilerleme kaydedileceğini söyleyebiliriz.
Arabaların içinde yer alan sistemler ilerleyen dönemlerde sürücünün sesli komutlarını tanıyabilecek, etrafındaki varlık ve objeleri tanıyarak kararlar alacak ve başka sürücüler ile iletişim kurabilecek. Böylece engeli ne olursa olsun bireyler başkalarına bağlı olmadan ve güvenli bir şekilde ulaşım imkanına kavuşmuş olacak.
Bugün, engelli sürücülerin trafikte hayatını kolaylaştıracak bu sistemin geliştirilmesi için gerekli olan tüm teknolojik çalışmalar mevcut. Google’ın yakın zamanda görme engelli bir sürücü ile gerçekleştirdiği sürüş testleri ve Microsoft’un kısa süre önce piyasaya sürülen “Seeing AI” uygulaması sürücüsüz arabaların geliştirilmesi sürecinde atılan somut bir adım olarak kabul edilebilir.
Görsel: istockphoto.com
Kolektif Bir Çözüm: Sürücüsüz Servisler
Şüphesiz ki böyle bir teknoloji beraberinde gelen sürücüsüz arabaların maliyeti, araçların piyasaya çıkmasından uzun seneler sonra ihtiyacı olan herkesin karşılayabileceği bir rakama düşecektir. Bunun için sunulan önerilerden bir tanesi ise birden fazla engelli bireyin kullanabileceği ve belli duraklar arasında seyahat eden sürücüsüz servislerin sürücüsüz arabalar ile eş zamanlı olarak piyasaya sürülmesi.
Günümüzde ülkemizde de dahil olmak üzere, gerek öğrencilerin okullarına ulaşmalarını sağlayan, gerek çalışanların iş yerlerine ulaşmalarını sağlayan engelli servis hizmetleri mevcut. Ancak bu hizmet, özellikle büyük şehirlerde var olan talebi karşılamakta zorlanıyor. Bu yüzden sürücüsüz servis hizmetinin de ilerleyen yıllarda trafikte yerini almasıyla birlikte engelli vatandaşların çok daha bağımsız ve rahat bir şekilde hareket edeceği bir gerçek.
Filmlerde izlediğimiz uçan arabaların hayatımıza girmesi için olan heyecanımız bir yana teknolojinin ulaşım imkanı olmayan ya da bu ulaşım için başkalarına bağlı olan tüm insanların hayatlarını kolaylaştıracağını ve çok daha bağımsız bireyleri topluma katacağı su götürmez bir gerçek.
Günümüzde piyasaya her sunulan araba ile birlikte otomotiv sektörünün, kullanıcıların daha güvenli ve hatasız bir sürüş deneyimi yaşaması için ihtiyacı olabilecek her şeyi içeren sistemler inşa etmeye başladığını gözlemleyebiliyoruz. Otomatik park eden arabalardan navigasyon sistemlerine, tamamen otomatik sürücüsüz arabaların trafikte yer almasının çok uzak bir geleceğe ait olmadığını düşünüyoruz. Ancak bu yeni teknolojinin kullanıma sunulabilmesi için hem araç içinde yer alan sürücü hem de trafikte yer alan diğer sürücüler ve yayalar için güvenli bir hale getirilmesi gerekiyor. Dileriz ki ilerleyen yıllarda sürücüsüz arabalar hakkında daha somut bilgileri sizlerle paylaşma imkanına sahip oluruz.



