Bir diktatörün hayali olarak hayata gelip tüm dünyada barış ve sevginin sembolüne dönüşen Beetle, bir dönemin en çok satılan arabası oldu. Hala kült bir takipçi kitlesine ve kendi kültürüne sahip olan “vosvos”, değişmez bir popüler kültür ikonu haline geldi.
Hindenburg’ün ölümüyle 1934’te Almanya’da başa geçen Adolf Hitler, devletin bir arabası olması gerektiğini düşünüyordu. Bu iş için bir yarış arabası tasarımcısı olan Ferdinand Porsche göreve getirildi. Porsche’nin görevi, küçük fakat ortalama bir ailenin sığabileceği, insanların her yerde tamirini ve bakımını yapabileceği, çok uzun süre dayanabilecek bir araba tasarlamaktı. Arabanın tasarımı dönemin şık yuvarlak hatlarını içeriyordu. Fakat Porsche’nin tasarımı Çekoslovakya’da küçük bir araba fabrikası olan Tatra ile fazlasıyla benzerlik gösteriyordu. Bu sebeple Tatra Volkswagen’a dava açtı. Fakat Hitler bir diktatörün yapacağı gibi Çekoslovakya’yı işgal etti ve fabrikayı ele geçirdi. 1938’de KdF-Wagen olarak isimlendirilen ilk üretim modeller fabrikalardan çıkmaya başlamıştı. İlk seri yüksek rütbeli askerlere verilirken üretilen ilk üstü açık model Hitler’in kendisine aitti. Fakat 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile 110 birim üretimin ardından fabrikalar üretimi durdurup sadece askeri araç üretimine odaklanmak zorunda kaldı.

Görsel: istockphoto.com
Savaştan sonra, 1945’te Almanya harabe durumdaydı. Bölgedeki İngiliz işgal güçleri bombalanmış fabrikada arabanın üretim parçalarını bulup İngiliz araba üreticilerini parçaları alıp İngiltere’de üretmek için davet ettiler, fakat hiçbir firma bu topa girmek istemedi. 1946’da şehir yeniden inşa edilip “Wolfsburg” olarak isimlendirilirken, şehirdeki fabrika da sıfırdan tekrar inşa edildi. İngiltere’den kimse bu işe girmek istemediği için üretim Almanya’da tekrar başladı. Bu sefer isim basitçe Volkswagen (Halkın Arabası) Type 1 olarak seçildi. İlk üretimde olduğu gibi üretimden çıkan ilk arabalar yüksek rütbeli askerlere ayrıldı, fakat bu sefer işgal güçleri için. 1949’da İngiltere fabrikanın kontrolünü eski Opel yöneticisi olan Heinz Nordhoff’a verdi. Savaştan çıkıp yaralarını saran Almanya’da yine savaştan çıkıp tekrar üretime başlayan Volkswagen firması, dünyanın geri kalanı ile barış içinde yaşamaya hazırdı. Arabanın ilk satış hedefi Batı Avrupa ve Almanya’ydı. Burada Almanlar tarafından o ikon haline gelen lakabını aldı: “Beetle”. Fakat Dünya Savaşı atlatmış olan bölgede para sıkıntısı ve yolların bozukluğu, satış azlığı anlamına geliyordu. Bu sebeple en mantıklı seçenek Amerika pazarına açılmaktı. Fakat arabanın kötü şöhreti, küçük ve garip olması ve güçsüz bir motor kullanması sebebiyle hiçbir bayi satışını yapmak istemiyordu.

Görsel: istockphoto.com
1950’de Volkswagen’in birkaç bayi bulmasıyla küçük Beetle Amerika’da satışa başladı. Bunun sebebi Amerika pazarındaki çoğu rakibine göre ucuz olması, dayanıklılığı ve kolay tamir edilebilmesiydi. 1955’te Volkswagen 1 milyon adet Beetle satmış durumdaydı. Bu dönemde arabanın kolay tamir ve modifiye edilebilir yapısı sayesinde insanlar tüm kaportayı söküp yerine karbon fiber yeni bir karoser koyarak arabayı hafifletmeye, kumlu/topraklı sahillerde sürmeye başladılar. Bu Kaliforniya menşeli tarz “Dune Buggy” olarak isimlendirildi.

Görsel: istockphoto.com
1972’de Volkswagen 15.007.034. Beetle’ı üretti. Bu sayı şimdiye kadar üretilen Ford Model T’lerden bir fazlaydı. Bu da Beetle’ı tüm dünyada en çok satılan araba haline getirdi. Şöhreti bir yana, Volkswagen bir yeniliğe ihtiyacı olduğunun farkındaydı. 1974’te ilk Golf’ü tasarladılar. Golf, yine Beetle gibi küçük, ucuz ve dayanıklıydı, fakat Beetle’ın 2 katı daha güçlü bir motora sahipti. Golf’ün pazara girişiyle kullanıcılar hızlıca Beetle’dan Golf’e dönüş yaptılar (Meksika ve Brezilya hariç, Meksika kullanıcılarının Beetle’a olan sevgileri sebebiyle 2003’e kadar Meksika’da Beetle üretilmeye devam edildi). Volkswagen Type 1 bugüne kadar ucuzluğu, dayanıklılığı ve basitliği sebebiyle 21 milyon araba satmasının yanında yepyeni bir araba kategorisine ilham oldu.
1998’de Volkswagen bu ikonu tekrardan canlandırmaya karar verdi. Bu yeni model, 150 beygire ve yeni iç döşemeye sahip modern bir makineydi. Kaputun altında Golf’ten pek bir farkı yoktu. 2002’de Volkswagen sınırları iyice zorlamaya karar verip sınırlı sayıda üretilen, 220 beygirlik RSI modelini piyasaya sürdü. Bu seri, 180 beygire çıkabilen, turbocharge ile güçlendirilmiş bir seri olan Turbo S’in doğuşuna neden oldu. Bugün itibariyle Volkswagen hala Beetle üretimine devam ediyor.

Görsel: istockphoto.com
Beetle, bir diktatörün hayalinden barışın sembolüne dönüştü. Ucuzluğu, basitliği ve kullanıcı dostu olmasıyla bir satış efsanesi ve popüler kültür ikonu oldu. Dünyanın her ülkesinde görmemizin mümkün olduğu nadir arabalardan biri haline geldi. Takipçilerinin gözünde bir araba değil, tutku nesnesi olan Beetle, çok az arabanın yapabileceği bir şekilde bir ruha ve düşünceye sahip.



