Dünya zaman zaman sıkıcı bir yer olabiliyor. Özellikle de heyecan eşiğinizi bilim kurgu ile yukarı taşımayı seven birisi iseniz. Özellikle 70’ler ve 80’lerin başlarında doğanlar için çocukluk yılları, gelecekte yaşantımızın nasıl bir yer olabileceğine dair öngörüler olarak addettiğimiz bilim kurgu filmlerini, videolarımızda döndüre döndüre izlediğimiz yıllardı. Star Trek başta olmak üzere televizyon dizileri ve Star Wars gibi popüler sinema filmlerini hevesle izlerken bir yandan da gelecekte gündelik hayatımızda yer edecek buluşların hayallerini kuruyorduk.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından gelişen dijital teknoloji ile başlayan Uzay Çağı, 60’lardan itibaren ABD bilim kurgu sinemasında kendini gösterse de ülkemizde küçük bir kesmin ilgi alanına girebilmişti sadece. 70’lerde televizyonun hayatımıza girmesiyle Amerikan sinemasının çok daha fazla örneğine ulaşabilir olmuştuk. 80’lerde, video kaset oynatıcıların hayatımıza girmesiyle ise Hollywood sinemasının en sevdiğimiz örneklerini istediğimiz zaman izleme fırsatına eriştik.
İşte bu dönemlerde izlediğimiz bilim kurgu filmleri, uzak geleceğin ütopik ya da distopik dünya kurgusu, başka gezegenler ve paralel evrenler gibi kendi zamanı için fantastik sayılan bir çok mekanla karşımıza çıktı. Mekan ve zaman konusundaki bu sınır tanımaz hayal gücü platformunun yarattığı dünyaların kendine özgü tasarımları hepimizi cezbetti. 80’lerde gördüğümüz, dünyanın ya da başka gezegenlerin yollarında ya da göklerinde, kendine özgü tasarım ve teknolojilerle yer alan arabalar ise birçoklarımız için en akıl uçuran şeydi. Kimi bildiğimiz arabalar gibi tekerlekler üzerinde ve yollarda giderken kimi arabalar uçuyor, kimi süzülüyor ve bazen yüzüyorlardı. Hikayenin, zamanın ve mekanın kurgusal olduğu bir düzlemde elbette fizik kurallarını da siz yazıyordunuz ve bir arabanın gerçek dünyada kendinden beklenmeyecek şeyler yapması şaşırtıcı olsa da kabul görüyordu. Daha önemlisi hemen hepimiz bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz arabaların, özellikle uçan arabaları, büyüdüğümüzde yollarda görebileceğimizi zannediyorduk. Öyle olmadı tabi ama nasıl ki otuz yıl öncesinin bilim kurgusu cep telefonları bugün hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıysa emin olun filmlerde gördüğümüz bir çok fantastik araba teknolojisi ve tasarımı yakın gelecekte gerçeğe dönüşecek.
Yine de bugün heyecanla hatırladığımız ve belki bir gün yaparlar umuduyla hala beklediğimiz bilim kurgu arabaları var. Elbette hayal gücü var oldukça her gün yenileri de aramıza katılıyor ev katılacak. İşte çok sevdiğimiz bilim kurgu filmlerinde karşımıza çıkan, birçoğu anılarımızda gerçekten varmışçasına yer eden ve bugün hala hayranlık duyduğumuz bu araç modellerinden seçtiğimiz 5’i şöyle;
Görsel: wikimedia.org
Spinner Police Car – Blade Runner
Blade Runner bize distopik bir gelecek resmini çizmişti. Ridley Scott tarafından yönetilen 1982 tarihli ABD yapımı bilim kurgu filminin başrollerinde Harrison Ford, Rutger Hauer ve Sean Young yer almıştı. Philip K. Dick'in “Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?” adlı romanını temel alan senaryoyu ise Hampton Fancher ve David Peoples yazmıştı. Filmin hikayesi 2019 yılının Los Angeles'ında geçer. Sorun çıkartan Replicant’ları avlamak ile görevli "Blade Runner" adlı polis birimine üye olan Rick Deckard (Harrison Ford), köle gibi çalıştırılmaktan bıkıp dünyanın dışındaki bir kolonide Nexus 6 isyanını düzenleyen Replicant’ları öldürmek ile görevlendirilir. Replicant’lardan biri olan Roy Batty'nin (Rutger Hauer) amacı ise yaratıcısı Dr. Eldon Tyrell'ı (Joe Turkel) öldürmekti.
Bu, oldukça karanlık bir gelecekte geçen distopik bilim kurguda dikkat çeken araç ise Spinner olarak adlandırılan polis arabalarıydı. Filmdeki bu arabalar, kalabalık distopik şehirlerde özellikle faydalı olan dikey kalkış yeteneğine sahipti.

Görsel: wikimedia.org
NYC TAXI – Fifth Element
Luc Besson tarafından yönetilen 1997 yapımı bilim kurgu aksiyon filmi Fifth Element’in başrollerinde Bruce Willis, Gary Oldman ve Milla Jovovich'i yer almıştı. 23’üncü yüzyılda geçen film, güzel ve genç bir kadının (Jovovich) taksisine düşmesinin ardından, taksinin şoförü ve eski özel kuvvetler askeri olan Korben Dallas'ın (Willis) dünyayı kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Dallas, 23’üncü yüzyıl New York’unda taksicilik yapan, serseri karakterli bir şoför. Filmin başlangıç sahnelerini, büyük karmaşa içindeki çok boyutlu trafiğin içinde polislerden kaçmaya çalışırken şenlendiren Dallas ve taksisi listemizde olmayı hak edenlerden. Tabi yardımcı oyuncu dalında New York polis departmanının devriye arabalarını da unutmuyoruz.
Görsel: newspress.co.uk
Audi RSQ – I Robot
2035 yılında geçen bir hikaye olmasına karşın I Robot'daki araçlar bugün gerçeğe dönüşmüş olan ve yakında yollarda sıklıkla göreceğimizi umduğumuz yarı otonom araçlara benzer özelliklere sahip. Kendilerini küçük bir sürücü girdisi ile yönlendirebilen ve ses komutlarını anlayabilirken bu araçlar gerektiğinde kontrolü yolcuya geri aktarabiliyorlar.
Ne yazık ki Will Smith’in canlandırdığı Del Spooner ve bizim için tatsız olan Audi RSQ’nun için filmin yaklaşık yarısında cinayet robotları tarafından tamamen parçalanmasıydı.
Görsel: wikimedia.org
Lexus 2054 – Minority Report
Minority Report’taki en iyi sahneler sanırız Tom Cruise'unun canlandırdığı John Anderton'un sürekli çalışan bir otomatik bir araç fabrikasında yakalanmamak için kaçtığı sahnelerdi. Sonik silahlarla kendisine saldıran birkaç kötü adamı atlattıktan sonra Anderton, Lexus 2054'ün üretildiği bir montaj hattında Adalet Departmanı Ajanı Danny Witwer (Colin Farrell) ile dövüşür.
Witwer, aracın gövdesinin kaynaklandığı, perçinlendiği bölümde Anderton'u içeride sıkıştırarak kaçar ama tabi ki Tom Cruise'u öldürmek için bundan çok daha fazlası gereklidir. Lexus 2054, sözel bir arayüze sahiptir, otonom bir arabadır ve yolcuların ruh hallerini eşleştirmek için müzik seçebilir. Bugün kulağa çok da yabancı gelmeyen teknolojiler değil mi?
Görsel: wikimedia.org
DeLorean DMC12 – Back To The Future
Ve son olarak tabi ki Back To The Future ve tabii ki DeLorean. Back To The Future’dan önce DeLorean DMC-12’nin, martı kanatlı kapılar ve paslanmaz çelik dış yüzeyi dışında bir özelliği olmayan bir spor araba olarak anıldığı bilinir. Bununla birlikte, zaman seyahatini temel alan üçlemede yer alan DeLorean, daha sonrasında kültürel bir simge olarak saygı kazanır ve bilim kurgu severler için bulunduğu konum eşsizdir.
DMC-12, DeLorean Motor Company tarafından ilk ve 1976 yılında prototip haline getirildi. DeLorean Motor Company uzun yıllar önce iflas etse de otomobilin efsanesi film sayesinde hala yaşıyor.



