Otomobil sektöründe üretim yapan her markanın iddialı olduğu bir konu vardır. Kimisi daha iyi motora sahip herhangi bir markanın olmadığını, kimisi teknolojide iddialı olduğunu, kimisi de tasarımının eşsiz olduğunu savunur. Volvo’nun karakteriyle bütünleşen özellik ise yıllardan beri “güvenlik” olarak biliniyor. Sektördeki yıllarının verdiği güven ve tecrübenin de etkisiyle, ünlü İsveçli otomotiv devi 2020 yılından itibaren otomobilleriyle seyahat eden kimsenin kaza sebebiyle hayatını kaybetmeyeceği vaadinde bulundu.
Bu açıklamanın bu denli iddialı olmasının arkasında yaten sebeplerden biri, Volvo’nun yıllardan beri gelişen yol güvenliğine ve sürücüsüz teknolojilere verdiği değer olabilir. Sensör sistemi, şerit takibi, çarpışma önleme, otomatik fren sistemi yaya tarayıcı, hayvan sensörleri gibi birçok güvenlik odaklı teknolojiyi otomobillerinde kullanan markanın ölümsüzlük vurgusu yapmasının ucuz bir popülizmden çok daha fazlası olduğunu söyleyebiliriz.
Volvo’yu bir adım öne çıkaran bu teknolojiler konusunda diğer otomobil markalarının da kat ettiği uzunca bir mesafe olsa da, Volvo’nun kendini güvenlik odaklı geliştiriyor olması sebebiyle böylesine iddialı bir vaadi gerçekleştirme olasılığı daha yüksek görünüyor.
Kullandığı sürücüsüz teknolojiler sayesinde, dünya genelinde gerçekleşen kazalar arasında önemli bir orana sahip “insan kusurlarından kaynaklı kazalar”ı en düşük seviyeye çekmeyi planlayan Volvo sayesinde, gelecekte otomobillerin daha güvenli olacağının müjdesini şimdiden vermek mümkün.


