1950’de kurulduğunda küçük, aile arabaları üreterek savaş sonrası Japonya’nın ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan Subaru, 80’lerde markasını motorsporları ile genişletmeye karar verdi ve bu amaç için ralli seçildi. Ralli denildiği zaman akıllara gelen ilk markalardan biri olmasına rağmen 1980-90 yılları arasında sadece bir kez podyuma çıkma başarısı gösterdi. Fakat 90’ların başında işler sonradan efsane haline gelecek olan Colin McRae’nin takıma katılmasıyla düzelmeye başladı. 1993 sezonunun yarısında daha büyük bir model olan Legacy terke dilince Impreza sahneye çıktı. Ralli takımının ana sponsoru State Express 555 sigaralarıydı ve araçlar bu markanın renkleri olan mavi-altın sarısını taşıyordu. Bu sponsorluk ileri yıllarda sona erse de WRX bu renk ikilisiyle anılmaya devam etti. McRae ve Ari Vatanen ikilisi yeni WRX’leri ile Subaru’yu takım sıralamasında 5.’liğe taşıdı.
Görsel: istockphoto.com
Impreza, Legacy modelinin kısaltılmış bir versiyonuydu fakat ileride gelecek olan tüm WRX’ler gibi aynı tarifi taşıyordu; dört kapı, dört çeker ve dört silindirli boksör tipi motor. Impreza 1992 yılında Japonya’da satışa çıktı. Dünya Ralli Şampiyonası’nda yarışan modeli isteyenler için ise turbocharge’lı WRX modeli alternatif olarak satılmaya başlandı. WRX’in açılımı ise World Rally Experimental (Dünya Rallisi Deneysel) idi. 1994 Hem Subaru hem de Impreza için önemli bir yıldı. Marka Dünya Ralli Şampiyonası’nda ilk kez tüm rauntlara katıldı ve bir üst model olan STI’ı duyurdu. STI karbon fiber parçalar, daha iyi bir soğutucu ve dövme pistonlara sahipti. 1995 sezonunda Toyota hile yaparken yakalanınca Subaru ilk şampiyonluğunu kazandı. Sonrasında gelen 2 sezonu da kazandıklarında Subaru kutlamak adına sadece 424 adet üretilen 22B modelini piyasaya sürdü.
WRX modelinin Amerikan pazarına girişi 2002 yılında girdi ve bütçe dostu, eğlenceli ve turbo destekli arabaların piyasada yer alabileceğini kanıtladı. Bu sayede sonrasında gelecek olan Lancer Evo, Focus RS, Golf R, Civic Type R gibi modellerin daha geniş pazarlarda kendilerine yer bulabilmelerine olanak sağladı.
Impreza’nın ikinci jenerasyonu 227 beygirlik gücü ile Audi S4 veya BMW 3 Serisi ile kıyaslanabilecek bir performansa sahipti. 2004 yılında yuvarlak farlarıyla böceğe benzetilen bu model kasa değişikli yaptı ve STI modeli ilk kez Amerika’da satışa sunuldu. Bu model Subaru’nun EJ25 isimli 2.5 litrelik turbolu motorunu kullanıyordu. Turbo sayesinde bu motor 300 beygire ulaşabildi. Dış tasarımı ise Lotus Esprit ve Mclaren F1 gibi efsane modellerin de tasarımını yapan Peter Stevens’ın elinden çıkmıştı.
Görsel: istockphoto.com
WRX 2006 ve 2008’de üst üste görünüm değiştirdi. 2006’daki model halk arasında “şahin göz” olarak biliniyordu ve 2005-2006 yılları arasında “station wagon” yapısıyla SAAB adı altında da satışa sunuldu. 2008 modeli ise Mazda 3 gibi ana akım rakiplerine benzemek amacıyla daha yumuşak hatlara sahipti. Ve marka tarihinde ilk kez STI modeli hatchback olarak da satışa sunuldu. Hayranları tarafından tepki alan marka hatasını kabul ederek aynı modelin daha sert süspansiyona ve daha güçlü bir motora sahip olan versiyonunu 2011’de beğeniye sundu.
WRX’in hatchback versiyonu 2014’te en yeni sedan tasarımı duyurulana kadar üretilmeye devam etti. 2015’te üretilmeye başlayan bu model çift turbosuyla 268 beygir güce ve altı ileri vitese sahip. Subaru, yeni modelinin potansiyelini 2016 Man Adası Yarışı’nda 600 beygirlik modifiye bir WRX ile kanıtladı. 60 kilometrelik bu çok tehlikeli yarışı 18 dakikanın altında bitiren WRX yeni bir rekor kırdı.
Sık sık tasarım değişikliğine uğrasa da fabrika çıkışı büyük arka kanatları, güçlü frenleri, kaput havalandırmalarını ve turboyu yollara getiren marka oldu. Ralli geleneğini yıllar boyu kaybetmeyerek günlük sürücülere aynı zamanda severek ve eğlenerek kullanabilecekleri bir araba olduğunu kanıtladı.



